16 Ocak 2009 Cuma

Delicious Turkish Foods


It is said that three major kinds of cuisine exist in the world; Turkish, Chinese, and French. Fully justifying its reputation, Turkish Cuisine is always a pleasant surprise for the visitor.

Let's start a kind of Turkish soup 'Yoghurt Soup'.

*Ingredients
Rice......... 1/3 cup
Water...... .4 cups
Salt.......... 2 teaspoons
Flour......... 3 tablespoons
Yogurt.......1 2/3 cups
Egg........... 1 ea.
Butter........4 tablespoons
Mint...........1 ½ tablespoons

Wash the rice and place in a saucepan together with water and salt and cook for about 30 minutes, until tender. Blend the flour into yogurt in a seperate dish, break in the egg, mix and warm the mixture by adding a couple of spoonfulls of the hot soup. Gradually add the yogurt mix to the saucepan, stirring continously and keep stirring until it comes to boil and then cook for 10 minutes. Melt butter or margarine in a pan, add mint, stir a couple of times and remove from heat and slowly sprinkle over the soup.



As everybody knows, we like meaty foods and they are our chief meal. If you love delicious and spicy meaty foods 'Shish Kebap' is gonna be your favorite Turkish food.

*Ingredients:
1 Kg. Lamb Meat (From Thigh Or Shoulder) Cut Into Small Pieces
4 Tomatoes
2 Green Peppers

Cut tomatoes into large chunks removing the inner soft part. Cut the green peppers in half, remove seeds and cut into smaller pieces. Skewer a piece of meat, tomato, and green pepper succesively. Cook on a barbecue, 3 to 4 minutes each side.

Bon Appetit

Türkiye'nin Karakutusu: Ergenekon


Haftalardır neredeyse tüm kanallarda en çok karşılaştığımız haber 'Ergenekon'. Siyasete karşı bir ilgim olmadığından televizyonda ne zaman bu konuyla ilgili bir habere rastlasam kanalı değiştirdim. Ama öyle bir duruma geldik ki artık görmezlikten gelemiyoruz. Peki Ergenekon olayı nedir?

‘2009 yılında gerçekleştirilecek darbe için zemin hazırlamaya çalışmakla’ suçlanan ve savcının hazırladığı iddianamede ‘Ergenekon Terör Örgütü’ olarak adlandırılan yapıya, Engin Bağbars’ın ifadeleri sonucu ulaşıldığı ileri sürülüyor. Peki, bu nasıl bir yapılanmaydı? Kim neyle suçlanıyordu? Operasyon nasıl başlamış ve sürmüştü? Kendilerine neden Ergenekon ismini vermişlerdi? İşte yeni başlayanlar için ‘Ergenekon olayı’.

Öncelikle milliyetçi çevreler, Türklüğün var oluş destanı Ergenekon’un böyle bir operasyonla gündeme gelmesinden rahatsız. Destanın adının, bu örgütle ilişkilendirilmesinin özellikle yapıldığına ilişkin iddialar bulunuyor. Ergenekon adının, bu örgütle nasıl yan yana geldiğini anlamak için resmi belgelere bakmakta fayda var.

Her şey 12 Haziran 2007’de, Ümraniye’deki bir evde 27 el bombası bulunmasıyla başladı. Bu kapsamda gözaltına alınanlardan biri, piyade komando astsubaylığından, paraşüt atlayışında diz kapağında oluşan sakatlık nedeniyle emekliye ayrılan Oktay Yıldırım’dı. Yıldırım’ın evinde ve çalıştığı işyerinde ele geçirilen belgelerden biri, ‘Lobi’ adını taşıyor. Üzerinde ‘çok gizli’ yazan bu dosyada, ‘Ergenekon’un ‘Lobi’ örgütlenmesinden söz ediliyordu. Bu yüzden Ümraniye operasyonundan sonra yürütülen soruşturmada gözaltına alınanlara, bu dosyadaki bilgilere dayanılarak, “Şu anda size gösterilen Ergenekon organizasyonu nedir, lideri kimdir, ast-üst ilişkileri, silahları, eğitimleri, eylemleri ve faaliyetleri hakkında detaylı bilgi veriniz. Bu dokümanda adı geçen şahıslar ve gruplarla ilişkilerinizi anlatınız” dendi. Buradan, Ergenekon adının ele geçirilen bu belgelere dayanılarak örgüt ismi olarak kullanıldığı anlaşılıyor.

22 Ocak 2008 günü sabaha karşı gözaltılar başladı; aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de bulunduğu 33 kişi sorgulanmaya başlandı. ‘Ergenekon’ adı verilen operasyonda, altı ayrı ilde 24 farklı adrese eş zamanlı baskın yapıldı. Küçük’ün yanı sıra avukat Kemal Kerinçsiz, Fuat Turgut, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Yöneticisi Sevgi Erenerol, Mersin’de silah üzerine ‘ölme-öldürme yemini’ ettiren emekli Albay Fikri Karadağ ile Susurluk skandalının kilit isimlerinden Sami Hoştan ve ‘Drej Ali’ lakaplı Ali Yasak’ın gözaltına alınması dikkat çekti.

Sonuç itibariyle ‘Ergenekon’ operasyonu, aslında 22 Ocak’ta başlamamıştı. Resmen 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirilen 27 el bombası soruşturmasının devamı niteliğindeydi. Ama gayri resmi olarak, Engin Bağbars’ın 2006’da verdiği ifadeden bu yana soruşturma gizlice sürdürülüyordu.
Konuya ilişkin yöneltilen bir soruya Başbakan Tayyip Erdoğan, “Devlet çalışıyor arkadaşlar” cevabını verirken; İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “Gelişmeleri takip ediyoruz. Her şey savcılığın kontrolü altında” dedi. Operasyonla ilgili ilk resmi açıklama ise İstanbul Valisi Muammer Güler’den geldi. Güler, operasyonun İstanbul’un dışındaki illeri de kapsadığını belirtirken; savcı, göz altıların Ümraniye soruşturmasıyla ilgili olduğunu açıkladı.

Üç günlük gözaltı süresinin sonunda, 26 ve 27 Ocak’ta; emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Kuvvayi Milliye Derneği Genel Başkanı Fikri Karadağ, Susurluk Davası hükümlüsü Sami Hoştan, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Sevgi Erenerol ve Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Avukat Kemal Kerinçsiz’in de aralarında bulunduğu dokuz kişi tutuklama istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi hakime ifade veren Güler Kömürcü serbest kalırken, diğerleri tutuklandı.

“Ordu el koyacaktı”

Ergenekon örgütü, savcılık tarafından ‘2009'da yapılacak darbeye zemin hazırlamak’la suçlandı. Hatta bu amaçla, PKK ve DHKP-C terör örgütlerini tetikçi olarak kullanacaktı. Yani bir tarafta milliyetçi, Atatürk ilkelerini tam anlamıyla hayata geçireceklerini ileri süren Ergenekon, ülkeyi bölme hedefindeki teröristlerle işbirliğine giriyordu. Ayrıca 2009 tarihi de önemliydi. Hedef olarak neden bu tarih konulmuştu? Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın görev süresinin Ağustos 2008’de dolacağı ve yerine Orgeneral İlker Başbuğ’un geçeceğine dikkat çekiliyor.

Taraf gazetesinde Neşe Düzel’e ‘2009 darbesi’ni yorumlayan gazeteci Murat Belge, “2009’da planlanan darbe, 12 Eylül’den beter olacaktı” görüşünü savundu: “O darbe planında kıyamet gibi kan akacaktı. Linçler yaşanacaktı. Dört beş gün sonra ordu kardeş kavgasına son vermek üzere gelip bu kanı durduracaktı. Ama ordu, bu saldırıları durduruncaya kadar, istenmeyen unsurlar zaten temizlenmiş olacaktı.”

Bu arada operasyonun perde arkasında Fethullah Gülen Cemaati’nin de adı geçti. Konuya ilişkin İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Eşref Bitlis’i, ABD güdümlü gladionun katlettiğini açıklayan general tutuklandı. Operasyon merkezine Fethullahçı polis şefleri oturtuldu” açıklamasında bulundu.


* http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8514238.asp?m=1

Açtırma Kutuyu, Söyletme Kötüyü


Prometheus'un kurnazlıkla çalarak insanlara verdiği akıl onları şımartınca Zeus o zamana kadar yalnız erkeklerden ibaret olan insan topluluğuna ceza vermek istedi ve onlara kadını gönderdi. Zeus, oldukça başarılı bir usta olan oğlu Hephaistos'tan kadını yaratmasını istedi. Hephaistos babasının isteği üzerine çamuru su ile yoğurdu ve görenleri şaşırtacak güzellikte bir kadın vücudu yarattı.
Olympos'ta oturan tanrıçaların en güzeli olan ve kendi karısı olan Aphrodite'in vücudunu model olarak kullanmıştı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine bir kıvılcım koydu. O zaman heykelin gözleri açıldı. Kolları bacakları kıpırdamaya ve dudakları konuşmaya başladı. Onu süslemek için bütün tanrılar ve tanrıçalar yardım ettiler. Herkes kendisinden ona bir şey armağan etti ve ona Rumca "Bütün armağanlar" anlamına gelen Pandora adını taktılar. Athena ona güzel bir kemer, süslü elbiseler verdi. Letafet perileri Kharites beyaz göğsüne parlak altın gerdanlık taktılar. Aphrodite başına güzellikler saçtı. Güzel saçlı Horalar ilkbahar çiçekleriyle onu süslediler. Hermes Pandora'nın kalbine, hıyanet ve aldatıcı sözler yerleştirdi. Zeus da ona esrarlı bir kutu armağan etti ve ona dedi ki; "Sakın verdiğim kutuyu açma, içindeki iyi şeyler uzaklara kaçar ve onların yerine fenalıklar gelir, seni rahatsız ederler. Bu kutuyu iyi sakla bütün insanların saadeti ve felaketi bu kutunun açılıp açılmamasına bağlıdır." Böyle dedikten sonra baş tanrı ilk kadını yeryüzüne indirdi ve Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a gelin olarak gönderdi. Prometheus kardeşine Zeus'dan hiç bir şekilde hediye kabul etmemesini tembih ettiği halde Pandora'nın güzelliğine hayran kalan Epimetheus öğüdü tutmadı ve onunla evlendi.

Pandora da tıpkı tüm kadınlar gibi doğuştan meraklı olduğundan dünyaya gelir gelmez kutunun içinde ne olabileceğini düşünmeye başladı ve Zeus'un uyarısını unutarak kutuyu açtı. Kutunun içindeki hastalık, keder, ızdırap, yalan, riya gibi insanları rahatsız edecek ve onları felakete sürükleyecek ne kadar kötülük varsa hepsi açılan kutudan kuşlar gibi uçuştular. Pandora hatasını anlayarak biraz sonra kutuyu kapadı ancak kutuya kapatılan kötülüklerin arasında, insanları yaşatacak, teselli edecek "ümit" de vardı. Fakat ümit dışarı çıkamamış kutuda kalmıştı... Böylece Zeus, ilk kadını beraberinde kötülüklerle dolu bir kutuyla yeryüzüne yollayarak insanlardan intikam almıştı.


* http://www.ido-forum.org/uzay-mitoloji-bolumu/200158-kadinin-yaratilmasi-pandoranin-kutusu.html

15 Ocak 2009 Perşembe

Reklamlaaaarrr





Heath Ledger


22 Ocak 2008'demaramızdan ayrılan, Avustralyalı aktör Heath Ledger, The Dark Knight filmindeki The Joker rolüyle, 66. Altın Küre Ödülleri'nde "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" ödülünü kazandı. Ödülü onun adına, filmin yönetmeni Christopher Nolan aldı.

14 Ocak 2009 Çarşamba

Blograzzi 3. süüü :) Yehhuuuu :)


Blogumu açalı henüz 1 hafta olmuşken ''blograzzi'' sitesinde günün popüler blog sıralamasında 3. sıradayım. Bu sürpriz durumla gün boyunca sırıtıp durmamı sağlayan arkadaşlara teşekkür ederiiiiiiiiimm :)

Savaşın Çocukları



Bahar gelmişti
Ama çiçek açmamıştı
Geceydi, karaydı
Yıldızlar yerinden kaydı
Yer yerinden oynadı
Zaten hava karaydı
Evimiz koca bir saraydı
İki odaydı
Hava soğuktu
Kardeşlerimin hepsi uykuluydu
Gökten bomba yağdı
Yıldızlar göğe kaydı
Annem babam yanımdaydı
Kardeşlerimin hepsi uykudaydı
Ortalığı toz duman aldı
Çığlıklar uzaktan duyuldu
Gökten ölüm yağıyordu
Birden herkes sustu
Açlıktan nefesler koktu
Analar kesildi sütten
Bebeler, dedeler hep öldü
Birileri kıs kıs güldü.

Belki bir rûya belkide düş tü
Annem yanıma düştü
Babamı bulduğumda tekti
Korkunç bir felaketti
Herkes sığınakta birikti
Analar ağlak, çocuklar ürkekti
Birden tavan çöktü
Herkes öldü
Birileri kıs kıs güldü

Elim yüzüm kum oldu
Bizim evde hep akşam oldu
Güzel günümüz zaten yoktu
Çocuklar savaştan korktu.
Birileri kahkahalarla güldü...


Abdullah Karaduman